|
Karaburun hakkında
Üzerinde yer aldığı Yarımada' ya adını veren Karaburun' un
ilk yerleşim yeri olarak ne zaman seçildiği kesin olarak
bilinmemektedir. Yarımada Kalkolitik Çağdan itibaren insan
yaşamına evsahipliği yaptığına göre yerleşimin de bu
doğrultuda olması beklenebilir. Tunç Devrine özel bazı
eşyaların ve aletlerin Çakmaktepe mevkiinde (Karaburun
Merkezinin yaklaşık 3-4 km.güneyi) bulunması Karaburun' un
da çok eski bir yerleşim birimi olduğunu düşündürmektedir.
Bilinen en eski adı Mimas' tır. Bu ismin nereden geldiğini
Mitolojik öykülerde
bulabiliyoruz. İyonya döneminde şimdi Karaburun olarak
adlandırdığımız yerde Stelar veya Stylarius isimli bir
yerleşim yeri mevcuttu. Gene eski haritalarda bu bölge Capo
Calaberno olarak zikredilmektedir. Yarımadanın Türk
egemenliğine geçmesinden sonra Ahurlu veya Ahırlı olarak
anılan şehir nihayet Osmanlı döneminde Karaburun adını
almıştır.
XVI. yüzyılın ünlü denizcilerinden Piri Reis, Kitab-ı
Bahriye’sinde yarım adanın kıyıları hakkında ayrıntılı
biçimde bilgi vermektedir.Ve gene XVII. yüzyılın ikinci
yarısında Karaburun’u ziyaret eden Evliya Çelebi Karaburun
kazasının, İzmir Mollasının arpalığı olduğunu, içinde bir
cami, bir hamam ve 7 dükkan bulunduğunu ve ayrıca etrafının
zeytinlik ve bağlık olduğunu belirtmektedir.
Karaburun kelimesi Caleberno (okunuşu kaleberno) dan
bozularak gelmiş olabilir. Ancak Türkçede Kara sözcüğünün
kuzey Ak sözcüğünün de güney anlamlarında kullanıldığı
düşünülürse, Karaburun ve Akburun ( Eşendere mevkiinde)
isimlerinin çıkış nedeni de anlaşılabilir.
Bitki Örtüsü
Karaburun Yarımadası bitki örtüsü itibariyle tipik bir
Akdeniz Bitki özelliği taşır. Ancak Karaburun' da tüm bu
bitkiler farklı özellikleri de beraberinde barındırır.
Örneğin; zeytinde "Hurma"yı, çiçekte "Nergiz"i, sebzede
"Enginar"ı, kendine has özellikleriyle sadece bu yarımadada
bulmak mümkündür. Karaburun Yarımadası'nın bitki örtüsünü
genellikle makiler oluşturur.Ormanlar bakımından fakirdir.
Yaklaşık 27.000 Hektar Kızılçam ormanı mevcuttur. Bölgesel
bazı değişiklikler göstermekle birlikte bitki örtüsünü
oluşturan bitkiler çoğunlukla deliceler, kocayemiş, sandal,
menengiç, kermez meşesi, tesbih, akça ağaç, sakız, laden
gibi bitkilerdir.
Karaburun Yarımadası geçmişinde Bağları ve Zeytinlikleri ile
tanınan bir yöre iken aradan geçen uzun zaman içinde bağ
alanlarının miktarı oldukça azalmıştır. Bunda, yörenin göç
veren bir özellikte olması, ekonomik nedenler, önlenemeyen
hastalıklar ve en önemlisi yöre nüfusunda meydana gelen
değişimler önemli rol oynamışlardır. Elbette bugün de
zeytin, Yarımada için çok şey ifade etmektedir. Yaklaşık
2560 Hektar arazide 470.750 zeytin ağacı mevcuttur. Ürün
yıllarında yaklaşık 3500 ton ürün alınmaktadır.
Zeytinliklerin bir bölümünün ulaşım zorluklarından bir
bölümünün ise sahiplenilmemekten ürünleri toplanamamakta, bu
da kayıplara neden olmaktadır. Son yıllarda bazı
girişimciler arazi kiralamak suretiyle Zeytincilik yapmaya
başlamışlardır. Ayrıca Yarımada genelinde "Organik Tarım"
bilinci yerleştirilmeye çalışılmakta ve bu konuda çok ciddi
hamleler yapılmaktadır.
Bağlar ise bugün 60 Hektarı çekirdeksiz ve 10 Hektarı
çekirdekli olmak üzere sadece 70 Hektar arazide yapılmaya
devam edilmektedir.
Bugün Karaburun Yarımadası'nın en önemli tarımsal ürünleri
kesme çiçekçilik, narenciye ve enginardır. Nergiz ve Sümbül
olarak 156.3 dekar araziden 22.000 çiçek elde edilmektedir.
Enginar üretimi ise yaklaşık 140 Hektar arazide yapılmakta
olup 6.450.000 adet enginar kesilmektedir. Narenciye üretimi
Limon, Mandalina ve Portakal olarak yapılmakta 90 Hektar
araziden yaklaşık 1060 ton ürün alınmaktadır.

Şifalı otlar açısından oldukça zengin bir yapıya
sahiptir. Yarımada'da yetiştiği bilinen ve bugün fitoterapik
değeri olan yaklaşık 67 tür şifalı ot vardır. Sütleğen,
yarpız, gelincik otu, kantaron otu, kapari, kekik, kenger,
sığırotu, ada soğanı, adaçayı bu tür bitkilere örneklerdir.
Bu
konuda daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Karaburun faunası itibariyle de çok
zengindir. Gerek karada ve gerekse denizlerde çok değişik ve
ender hayvan cinslerine rastlamak olasıdır. Yaban domuzu,
tilki, sansar, su samuru, porsuk, tavşan, sincap, yırtıcı
kuşlar (kartal, şahin, doğan...gibi), çok sayıda çeşitli
böcek ve kelebekler, tatlı su kaplumbağları ve yengeçleri,
bukalemun, kertenkele ile değişik av kanatlıları gibi çok
geniş bir doğal yaşam yelpazesi vardır.
Denizleri itibariyle de Yarımada son derece zengin bir
yapıya sahiptir. Yurdumuz sularında yaşayan hemen tüm balık
ve deniz canlıları türlerini, Karaburun Yarımadası
denizlerinde bulma şansı vardır. Bilinçsiz ve yasak
avlanmanın yapıldığı dönemlerde bu canlıların sayılarında
büyük bir düşüş olmuşsa da alınan önlemler ve uygulanan
denetimler sayesinde çeşitlilik ve sayıca artışlar
sağlanmıştır.
Fakat Karaburun Yarımadası için tüm bu kara ve deniz
canlıları son derece önemli bir zenginlik teşkil etmekteyse
de içlerinde en önemlileri şüphesiz ki tüm dünyada sayıları
500 ve yurdumuzda ise 100 civarında kalmış olan
"Akdeniz Foku (Monachus
monachus)"
ile, gene nesli tükenmeye yüz tutmuş bulunan "Ada Martısı"
dır. Yarımada kıyılarında çok sayıda fok mağarası mevcut
olup, bunların bazıları foklar tarafından doğum amacıyla da
kullanılmaktadır. Tümü, çok önemli ve yoğun bir çalışma ile
koruma altına alınarak, nesillerinin devamı konusunda
iyileştirici önlemler alınan bu hayvanların varlığı,
Yarımada'nın bu açıdan önemini artırmaktadır.
Devamı İçin
TIKLAYINIZ.
Ulaşım
Otobüsle gelecek olan misafirlerimiz, İzmir
Otogarından firmaların servisleri ile Üçkuyulara gelip
buradan da Karaburun Otobüsleri ile otelimize
ulaşabilirler. ( Üçkuyular'dan Karaburun yaklaşık
1 saat 45 dakika sürmektedir. )
Kendi otomobili ile gelecek olan misafirlerimiz,
İzmir'den Çeşme otobanına girip Urla kavşağını geçtikten
sonra Karaburun çıkışından Otobandan çıkarak Karaburun ve Club Hotel ASYA tabelalarını takip ederek otelimize
ulaşabilirler.( İzmir merkezden Karaburun yaklaşık 1 saat
30 dakika sürmektedir. )
Karaburun
Yarımadası
|